

YAYINLAR SEÇMELER

Özet
Çok değerli protokol erkânı, değerli misafirler, kıymetli meslektaşlar, sevgili öğrenciler. Ben önce KURAMER’e, Sayın Ali Bardakoğlu başta olmak üzere bütün çalışanlarına, böyle özel bir toplantıda bana açılış konferansını lütfetme gibi aynı zamanda sorumluluk da getiren bir teveccühte bulundukları için teşekkür ederim. Burada, her biri alanında çok değerli meslektaşların huzurunda, onların bildikleri bir konudan söz etmek belki biraz zor olacak ama hem konuya genel bir perspektif teklif etmek hem de sunulacak değerli bildirilere sosyolojik ve tarihsel bir bakış zemini hazırlamak bakımından konuşmamı şu başlık altında takdim etmeyi uygun buldum: İslam Tarihinin Mitolojik Kültüründen Kaynaklanan Sosyo-Politik Problemi: Mehdîlik ve Mehdîci Hareketler. Dikkat ederseniz burada bir ‘mitoloji’ kavramına, bir de ‘sosyo-politik’ kavramına vurgu var. Çünkü ‘mehdîlik’, biraz sonra temas etmeye çalışacağım diğer boyutlarının yanında bu üç boyutu münhasıran öne çıkaran bir kavram. Yani hem mitolojik boyutu var, ama aynı zamanda sosyo-politik bir boyuta da sahip.
Müsaade ederseniz ben konuşmamı daha çok metin üzerinden sunmaya çalışacağım. Çünkü konuşmanın seyrine kendimi kaptırıp “yan sokaklara saparak ana caddeden çıkmak”, asıl söylemek istediklerimi atlamak istemiyorum. Bu arada sıkıcı olmamaya da gayret edeceğim. Yapmak istediğim şey aslında mehdî ve mehdîci hareketler üzerinde faydalı olacağını ümit ettiğim analitik yönteme dayalı bir perspektif sunmaktır. Fikirler tamamıyla bana ait, benim düşüncelerim ve bütün çalışmalarımda vurgulamaya çalıştığım gibi ‘benim kişisel versiyonum’ açıkçası. Bugüne kadar yazdığım, söylediğim her şey benim kendi versiyonumdur, mutlak hakikat değildir. Bu hususu bilerek beni dinlemenizi istirham edeceğim. Şunu hemen en başta vurgulayayım ki, mehdî ve mehdîci hareketlerin tek bir boyutu yoktur. Her iki kavramın da tarihsel, teolojik, ideolojik, sosyolojik, ekonomik, psikolojik olmak üzere birbiri içine geçmiş değişik boyutları vardır. Bu hususu dikkate almadan bu iki olguyu tam olarak anlayabilmemiz mümkün değildir.
Eğer bugün Türkiye’yi bütün kesimleriyle çok ciddi bir şoka maruz bırakan malum hadiseyi (15 Temmuz darbe girişimi) doğru anlamak ve altındaki şizofrenik olguyu doğru teşhis edebilmek istiyorsak, bu konuda ciddi ve ince eleyip sık dokuyan çalışmalar yapmak zorundayız. Türkiye’nin adeta iflah olmaz bir hastalığı olan problemler gelip kapıya dayandığı vakit uyanma, uyandıktan sonra da yüzeysel ve sonuca hiçbir müspet katkı sağlamayan sıradan çalışmalarla meselenin halledildiğini zannetme alışkanlığı var. Biz maalesef her meselede böyle, problemler gelip bizi sıkıştırdığı zaman uyanıyoruz ne hikmetse. Bu bizim, belki Şarklılıktan ileri gelen bir alışkanlığımız. Bu kötü alışkanlığı en kısa zamanda siyaset, akademya ve toplum olarak terk etmek zorundayız.
Bunun için yakın tarihte yaşadıklarımız önümüze istemediğimiz kadar gerekçe ve sebep koymaktadır. Ne yazık ki bizim toplumumuz henüz rasyonelleşememiştir. Bunu pozitivist anlamda söylemiyorum. Lütfen yanlış anlaşılmasın. Rasyonelleşememiş bir toplum olduğu için de uzun zamandan beri devam eden bir takım problemlerle hala uğraşmak ve çatışmak zorunda kalıyoruz. Ben burada KURAMER’in bu teşebbüsünü, bu sağlıksız alışkanlıktan kurtulma konusunda bir ilk olarak görüyorum ve kendilerine böyle bir konu seçtikleri için teşekkür ediyorum. Ama çok özür dileyerek bu yetmez diyorum. Bütün bir İslam tarihine yayılan mehdîlik meselesi bir günde halledilecek bir sorun değildir. Bunun etrafında bir dizi çalıştay tertip etmek lazım. Mehdî kimdir, nasıl bir tiptir? Farklı mehdî tipleri var mıdır? Kimler niçin, hangi sebeplerle mehdîlik davasında bulunur? Mehdî nasıl bir zihniyete sahiptir? İslam’ın teorik olarak bu kavramla ilişkisi var mıdır, yok mudur? Diğer bir ifadeyle mehdî inancı akaid itibariyle İslamî bir inanç mıdır? Değilse, tarih boyunca İslam toplumlarında hangi kesim olursa olsun mehdîlik hareketlerinin her zaman ve zeminde yer bulmasının sebepleri nedir? Bu soruları sormamız ve cevaplarını bulmamız lazım.



