Faaliyetler Detay

İslâm Öncesi Kabile Asabiyesi ve Günümüze Yansımaları - Prof. Dr. Adem Apak

2014 yılı Kuramer İftar Programlarının sonuncusu 16.07. 2014 Çarşamba günü gerçekleşti. Programın konuşmacısı Uludağ Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Öğretim Üyesi ve Merkez yazarlarından Prof. Dr. Adem Apak, konu da “İslâm Öncesi Kabile Asabiyesi ve Günümüze Yansımaları” idi.

Konuşmasına asabiyet kelimesinin sözlük ve terim anlamını izah ederek başlayan Adem Apak, asabiyetin, kişinin (özellikle baba tarafından) akrabasını, yani asabesini yardıma çağırması neticesinde, onların ister haklı ister haksız olsun, rekabet ettiği kişi ve gruplara karşı çağrı sahibiyle birlikte hareket etmesini sağlayan birlik ve dayanışma ruhu olduğunu ifade etti. “Arap kabile sisteminde farklı soydan gelenlerin de kabilenin nesebine dâhil edildiği dikkate alındığında, asabiyetin, “aynı soya mensup olanların birbiriyle dayanışması” şeklinde tanımlanması eksik bir tarif olur” diyen Apak, asabiyeyi “hakikatte nesepleri bir olsun veya olmasın, kabile üyelerinin kendilerinin bir asılda birleştiklerine inanmaları sonucunda, onların her şartta birbirlerine destek olmalarını sağlayan manevî güç ve dayanışma duygusu” diye tanımladıktan sonra, “Asabiyette aslolan kriter, biyolojik değil, psikolojiktir; yani yakınlık gerçek akrabalık yerine akraba olduğuna inanmayla gerçekleşmektedir.” dedi.

“Kabile, kadîm insan topluluklarının yaşadıkları ve tanıdıkları en önemli içtimaî görünümdür. Asabiyet ise kabilenin bütünlüğünü ayakta tutan ana unsur, kısacası toplumsal nizamın esasıdır” diyen Apak’a göre, kabile asabiyeti günümüzdeki aşırı kavmiyetçiliğin (ırkçılık) belli bazı yönlerini yansıtır. Çünkü kavmiyetçilik, kendi ırkına taassup derecesinde bağlı olmayı, ırkının diğer ırklardan mutlak olarak üstün olduğuna inanmayı gerektirir. Kabile asabiyetinde de benzer bir inanç söz konusudur. Hem asabiyette hem de ırkçılıkta asıl çıkış noktası nesep (soy), yani kan bağıdır. Böyle olunca, aralarında belli farklılıklar, hatta çelişkiler bulunsa da asabiyeti bir yönüyle ırkçılığın ilk basamağı ya da bir çeşidi olarak değerlendirmek mümkündür.

“Kabile asabiyeti varlığını iki unsurdan alır; birincisi kabile üyelerinin aynı soydan geldiklerine inanmaları, diğeri ise kabilenin ortak menfaatidir. Bu iki hayatî sebep kabile üyelerinin her şartta birleşmelerine, kabileleri lehine ferdiyetçiliklerinden vazgeçmelerine ve kabileleri adına taassupta bulunmalarına sebep olur” diyen Apak’a göre asabiye fikri, siyasî ve hukukî alanlardaki otorite boşluğunu doldurmakta, kabile fertlerinin mal, can ve ırz güvenliğini de sağlayan bir rol üstlenmektedir. Çünkü kabile asabiyeti, kabile mensuplarını manevî/sanal bir daire içinde toplayıp üyelerine mensubiyet şuuru vererek onlara bağlılık ruhu kazandırır. Kabilede yaşayan her fert, kendisinin bütün bir cemaatten mesul olduğu bilincine ulaşır, aynı şekilde bir bütün olarak kabile topluluğu da kendine bağlı fertlerden her birinin sorumluluğunun idraki içinde olur. “Kabile asabiyesinde ben yerine biz duygusu esastır. Bu durum, kişinin uğrunda yaşadığı bir ideale bağlılık şuurunun da temelini oluşturur. Asabiyeti kutsal hale getiren ve onu bilgiden inanç boyutuna yükselten de onun bu özelliğidir. Çağdaş dünyada da insanların uğrunda her türlü fedakârlığı göze aldığı mezhep, siyasî parti, ideoloji, devlet, vatan-millet bağlılığı, hayatın gayesi olan ve adına kan akıtılan kutsal değerler arasında yer almaktadır.” diyen Apak İbn Haldun, İzzet Derveze ve Câbirî’nin bu konudaki görüşlerini aktardı. Apak daha sonra asabiyet anlayışının günümüzde farklı şekillerde tezahürleri ve Arap ve İslâm dünyasına yansımaları üzerinde durdu ve buna dair çeşitli örnekler vererek konuşmasını tamamladı.


KONUŞMACI HAKKINDA
Prof. Dr. Adem Apak

1970 yılında Bursa-Orhaneli'de doğdu. 1988'de Bursa Îmam-Hatip Lisesi'nden, 1992'de Uludağ Üniversitesi ilahiyat Fakültesi'nden mezun oldu. Bir yıl sonra İslâm Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı'na Araştırma Görevlisi olarak atandı. 1995 yılında "Hz. Osman Dönemi Emevî İdareci­leri" isimli tez ile yüksek lisansını tamamladı. 1999 yılında "Amr b. el-As (Hayatı-Şahsiyeti-Devlet Adamlığı)" konulu araştırmasıyla doktor oldu. 2001-2002 ve 2004-2005 öğretim yıllarında Türkmenistan Mahdumku-li Devlet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde öğretim üyeliği görevinde bulundu. Mayıs 2005'te doçent, 2011 yılında profesör unvanı aldı. 2007-2008 eğitim öğretim döneminde Şam'da alanıyla ilgili araştırmalar yaptı. Halen Uludağ Üni­versitesi İlahiyat Fakültesi'nde öğretim üyeliği görevini sürdürmekte­dir. Evli ve iki çocuk babasıdır.


Fotoğraf Galerisi

İslâm Öncesi Kabile Asabiyesi ve Günümüze Yansımaları