E-BÜLTEN

E-Bülten Kaydı

Sünnet Bilim Dalı

Allah tarafından gönderilen son ilahî mesajlar manzumesi olan Kur’an, Peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed aracılığıyla iletilmiştir insanlığa. Hz. Peygamber’in risâlet görevi sadece inen vahiyleri insanlara iletmek değil, onları beyan ve tatbik etmektir aynı zamanda. Kur’an, daha çok İslâm’ın teorik boyutunu ifade ederken, Sünnet ise onun pratik boyutunu ortaya koyar. Bu nedenledir ki İslâm dininin ana eksenini, Kur’an ile birlikte onun beyanı niteliğindeki Sünnet oluşturur. Bu durum, Kur’an’ın Rasulullah’ın (sav) dilinden dökülen ve Rasulullah tarafından ete kemiğe büründürülen bir mesaj olması nedeniyle, Peygambersiz bir Kur’an’ı imkânsız kıldığı gibi Kur’an’dan bağımsız bir Sünneti de imkânsız kılar. Diğer bir ifade ile Hz. Peygamberin uygulamaları olmaksızın Kur’an’daki birçok hükmün ne şekilde uygulanacağı anlaşılamayacağı gibi, Hz. Peygamber’e nispet edilen birçok hadis ve sünnetin de doğru anlaşılması ancak Kur’an doğrultusundan mümkün olabilecektir. Bu nedenle Kur’an-Sünnet birlikteliği Kur’an’ın da, Sünnet’in de doğru anlaşılması açısından hayatî bir önemi haizdir. Bu noktada Kur’an Hz. Peygamber’i ve sünnetini nasıl şekillendirmişse, yaşayan bir Kur’an olarak Hz. Peygamber’in söz ve uygulamaları da Kur’an ahlâk ve ahkâmını uygulamaya yansıtması yönüyle belirleyici olmuştur. Hatta bazı ilim adamları, teori ve pratik açısından yaptıkları değerlendirmelerde Kur’an ve Sünnet ikilisinden hangisinin diğeri üzerinde daha belirleyici olduğunu tartışmak durumunda kalmışlardır. Belki de burada söylenebilecek en isabetli görüş, teori ile pratiğin birbirlerini tamamladıkları ve birlikte değerlendirilmeleri gerekliliğidir. 

Fakat daha İslâm’ın ilk asırlarından itibaren biri, Kur’an ile yetinme iddiasıyla sünneti dışlayan; diğeri ise Hadis ve Sünneti Kur’an’ın önüne geçiren iki farklı uç yaklaşım ortaya çıkabilmiştir. İlk yaklaşım, Hz. Peygamber’in misyonunu adeta bireylerin akıl ve arzularına devrederken, ikinci yaklaşım ise ayetleri rivayetlerle perdeleyecek kadar ileri gidebilmiştir. Ayrıca Sünnetin sonraki dönemlerde kazandığı yeni muhtevalar ve Kur’an’la ilişkilendirilmesinde ortaya çıkan benzer farklı yaklaşımlar, Kur’an-Sünnet ilişkisini doğru şekilde anlamayı belli ölçüde engellemekte, hatta genel olarak İslâm algısını belirleyici bir rol de oynamaktadır. Modern zamanlarda çok yönlü tartışılan bu konuların, ilmî bir bakış açısı ile yeniden ele alınması gerekmektedir. Bu nedenledir ki Kur’an-Sünnet İlişkisi adlı bu projede sözü edilen konular, enine boyuna tartışılacak ve sahanın yetkin uzmanları tarafından önemli tahliller yapılacaktır.

    Font

    Paylaş