E-BÜLTEN

E-Bülten Kaydı

Sîret Bilim Dalı

 

Son Peygamber Hz. Muhammed’in kendisine “ilkâ” olunan vahyin gereğini yaşadığı ve bütün gücüyle yaşatmaya çalıştığı bir gerçektir. Arapçada, bir emrin gereğini yapan kimse için “o emri te’vîl etti” dendiği cihetle Hz. Peygamber’in risaletle geçen hayatının, “Kur’an’ın te’vîlinden ibaret” olduğunu söyleyebiliriz. Bu itibarla, Kur’an vahyinin mâna ve medlulünü en doğru anlayan bir Peygamber’in Sîret’i Kur’an araştırmalarında fevkalâde değerli ve öncelikli olmaktadır.

Ne var ki, bize ulaşan Kur’an, nüzûl sırasına göre derlenmemiş bir “metin koleksiyonu” olduğundan bağlamı bilinmeyen birçok âyeti birbiriyle uyumlu olarak anlamak çoğu zaman mümkün olamamakta, metnin dışında birçok bilgiye ihtiyaç duyulmaktadır. İhtiyaç duyulan bu bilgiler –aslında– sahabe neslinin tabiî olarak sahip olduğu arka-plan olay ve olgularının bilgisidir. Sîret çalışmaları bu arka-plan bilgisini konu alır ve bunun için de Kur’an’ın bağlamını belirlemede ve dolayısıyla onu doğru anlamada merkezî bir önem taşır. Sîret eserlerinin çoğunluğunun kronolojik sırada yazılmış olması bu açıdan onları daha vazgeçilmez kılmaktadır.

“Kur’an-Sîret” projesi ile oluşacak sîret veri tabanı, Kur’an-Sünnet ilişkisini anlamada ufuk açıcı olmasının yanı sıra Kur’an’ın nüzûl bağlamının tespitinde, yani hangi âyetin, hangi olay veya olgularla ilişkili olarak indiğinin bilinip o âyetin mâna ve müfâdının netleştirilmesinde de–büyük ölçüde– yardımcı olacaktır.

“Buna benzer çalışmalar günümüze kadar yapılmamış mıdır?” sorusu akla gelebilir. Şüphesiz günümüze kadar gelmiş –özellikle “rivâî” diye nitelediğimiz– birçok tefsir bu ihtiyacı karşılamak için kaleme alınmıştır. Ayrıca sîret adına telif edilmiş birçok eser de –zımnen–“yaşanmış bir Kur’an” modelini tespite hizmet amacını hedeflemiştir. Ancak bunların hemen hepsi –ayrı ayrı değer ifade ediyor olmakla beraber– döneminin imkânlarıyla sınırlı kalmışlardır. Günümüzde Batı’da yapılan modern bazı çalışmalarla kıyaslandığında efrâdını câmi, ağyârını mâniʿ çalışmaların yapılmış olduğu pek söylenemez. 

İslâm âlemindeki çağdaş sîret çalışmalarında hâlâ birtakım zaafların sürdürüldüğü kanaatindeyiz. Bu zaafları şöyle özetlemek mümkündür:

•Sîret malzemesini dolaylı olarak ihtiva eden birçok kaynak eser, bu maksatla taranıp fişlenmemiştir. Sîretin ana ve tâli kaynakları esaslı bir taramaya tabi tutulmamış, kapsamlı bir veri tabanı oluşturulmamıştır.

•Sîret kaynakları mukayeseli bir araştırmaya tabi tutulmamış, farklı kaynaklarda bulunan çelişkili rivayetlerin birbiriyle te’lifi veya izahı sadedinde yeterli çalışmalar yapılmamıştır.

•Sîretin, Batılılarca mercek altına alınan birçok konusu müslümanlarca çoğu zaman sadece savunmacı reflekslerle ele alınmış ve fakat o konularda yeterli kemiyet ve keyfiyette ilmî çalışmalar yapılmamıştır.

•Hz. Peygamber’i aşırı yüceltmeden kaynaklanan zaaflar yeterince sorgulanıp ikna edici bir usulle bertaraf edilememiştir. Birçok hurâfe ve mitolojik anlatım bu yolla günümüze kadar yaşatılmıştır.

Sîret olaylarının incelenmesiyle Kur’ân âyet ve sûrelerinin bağlamının belirlenmesi çalışmaları her asırda sürdürülegelen bir çaba olmuştur. Kuramer, Kur’ân’ın bağlamını ve evrensel mesajını tahkik etmek amacıyla bu çabayı modern imkânlarla biraz daha ileri götürerek;

•Ana ilkelerini öncelikle Kur’an’dan alan, 

•Yazılış tarihi itibariyle en eski Sîret kaynaklarını önceleyen,

•Mezhep/ekol farkı gözetmeksizin –yerli ve yabancı– ulaşılabilen bütün kaynaklardaki görüşleri göz önüne alan

kronolojik ve tematik bir sîret ortaya çıkarmayı hedeflemektedir.

    Font

    Paylaş