الأنشطة-التوقيف

Yahudi Hukuku, Temel Kaynaklar Ve Günümüzde Uygulama

19 Kasım 2015 tarihinde Merkez binasında yapılan, akademisyenler ile davetlilerin katıldığı “Yahudi Hukuku, Temel Kaynaklar Ve Günümüzde Uygulama “ konulu konferansı Türkiye Hahambaşı İzak Haleva’nın Genel Sekreteri Yusuf Altıntaş sundu.

Konuşmasını “Musevi mümin”den ziyade, “içeriden bakan biri” olarak yapacağını vurgulayan Yusuf Altıntaş, Musevilik’le İslâm’ın birbirine yakın dinler olduğunu dile getirdikten sonra sözlerini özetle şöyle sürdürdü:

“Musevi hukuku genelde iki fazlıdır. Birisi De-Orayta’dır ki bu, “Tora” kaynaklı, “talimat” anlamında bir deyimdir. Zaten Tora’nın bir anlamı da budur. Diğeri de De-Rabanan: Yahudi din ulularının/bilginlerinin sistematik hale getirdiği hukuk sistemidir.

Yahudi hukukunda temel, tekrar mahiyetindeki “Tesniye” kitabı hariç, Tevrat’ın dört kitabında açılımlanan ve o meşhur İbranice adıyla “TaRyaG Mitsvot” olarak bilinen 613 buyruktur. Bunlar, ilahî emirler olarak bilinir. İslâmiyet’teki belki de “nass”a tekabül edebileceği düşünülen bu yönergeler, tartışmaya açık da değildir. Din ulularının zaman içinde Tora metinlerindeki buyruk/yönergelerden hareketle ve tabii ki bunlarla hiçbir şekilde çelişmemek ve bunları tahfif etmemek üzere alanlarını genişletmiş olmaları da birer vakıadır. Eski devirlerde hukukun uygulanması “Kohen Gadol”un, yani “Başkohen” ya da Mabed’in baş görevlisinin yetkisindedir. Dolayısıyla hukuku uygulama makamı, Başkohenliktir. Ondan sonra bir hukuk/yargı mevkii olarak Şofetlik, yani Yargıçlık makamı vardır. Tevrat’ta bizzat Hz. Musa’nın ağzından konan bir metin var: “Benden sonra eğer Yargıçlarınız bir hüküm verirlerse, buradan sağa-sola sapmayacak, dediklerini aynen uygulayacaksınız. Yoksa o cana lanet olur!” Dolayısıyla hukukun yasa olarak tatbikatı ve takibi tartışılmaz bir biçimde “Şofetim”in sorumluluğundadır. Buraya kadar anlattıklarım, Yahudi hukukundaki “De-Orayta”nın kapsamındaydı. Yahudi hukukunda bir de “De-Rabanan” terimi vardır. Bu terim, “Hocalarımız”dan yani “Rabilerimiz”den anlamına gelir. Onlardan sadır olan hukuk kuralları ve yasaları ifade eder.”

Konuşmasının devam eden bölümünde hukuki bir terim olarak Mişna’dan da bahseden Yusuf Altıntaş özetle şunları söyledi: “Mişna, ‘Tevrat’ın [üzerinden] geçmek’; tekrar etmek, yeniden, ikinci, üçüncü, dördüncü defa okumak, anlamındadır. Tevrat’tan istihraç edilen kurallarla çelişmemek üzere, ihtiyaca göre toplumsal, sosyal ya da ekonomik ihtiyaçlara göre kurallar koyma sistemi vardır. Bu ilmî ve hukukî faaliyetler zamanla Talmud’u oluşturmuştur. Netice itibariyle bütün bu hukuksal faaliyetler neticesinde, “Alaha”ortaya çıkar. Alaha,“yürürlük” demektir. İslâmiyet’teki “icma”yı buna benzetmek mümkündür. Talmud’lar, iki tanedir: Kudüs Talmud’u veya Talmud Yeruşalmi; Babil Talmudu ya da Talmud Bavli. Kudüs Talmudu İbranca; Babil Talmudu ise ağırlıklı olarak Babil dilinde yani Aramca yazılmıştır. Alaha’nın teşekkül etmesi çok uzun bir zaman ve çokça tartışmalar sonucunda meydana gelmiştir. Bütün bu tartışmaların birileri tarafından sistematize edilmesi gerekiyordu. Yahudi hukuk tarihinde bu tür sistematik hâle getirme gayretleri olmuştur.”

Yahudi hukuk literatüründe yer alan “Posek” teriminin İslâm hukukundaki “müçtehid” terimine tekabül ettiğini söyleyen Altıntaş konuşmasına özetle şu sözlerle devam etti: “Yahudi hukuk literatüründe bir de “Takanot” dediğimiz bir husus vardır. “Düzenleme” diyebileceğimiz, bu hukuk terimini bir örnekle açıklamak istiyorum. Musevilik’te bir kural olarak taaddüd-i zevcat (çok eşlilik) vardır. Tevrat’ta buna müsaade edilmiş, ancak bu bir takım koşullara bağlanmıştır. Fakat günümüzde bu uygulama kesinlikle kaldırılmıştır ve yoktur, yani yasaktır! Ne zamandan beri yasaktır? 1000 küsur sene evvelinden beri bu uygulama kaldırılmıştır. Yahudi hukuk tarihinde Rabenu Gerşom ben Yehuda (960-1040?) olarak bilinen din bilgini “takana” (düzenleme) kabilinden, “Bundan sonra bir Yahudi erkeği, eşi yaşıyorsa ikinci bir eş ile evlenemez” şeklinde bir fetva vermiştir. Aslında, birden fazla eş almak, Tevrat tarafından yasaklanmamıştır ama “takana” adı verilen böyle bir fetva ile sonlandırılmıştır.”

Konuşmasının devam eden bölümlerinde Yargı ve Dayanaklarından söz eden Altıntaş, “Yargı nasıl bir prosedürle yönetilmektedir?” sorusuna cevap ararken “Yahudi hukuk kurumları içerisinde Bet Din (Yargı Evi) adında bir kurum vardır. Bu kurum asgari üç din adamından oluşmak zorundadır. Bunların yasaya göre hüküm verme hakları var. “Eğer gerçekten böyle bir kurumun verdiği karara tabi olmayı içine sindiremeyen biri çıkarsa ne olur? Bu durumda Musevilikte “İrur” denen temyiz vardır” dedi. Bu kurumun, “Bet Din ha-Gavoa” adı verilen bir üst mahkeme olduğunu belirten Altıntaş, buna bir manada “Yüce Divan” da denebileceğini söyledi ve konuşmasının ilerleyen bölümünde özetle şöyle konuştu: “Yahudilik’te bir de Tahkim/Hakem “Birur/Borer” vardır. Yani Yahudi hukukunda tarafların ihtilaf ettiği hallerde hakem devreye girer. Dayyan olarak adlandırılan hakim, ihtiyacı olduğu ya da ihtiyaç gördüğü takdirde, bir de uzmana/bilirkişiye, yani ‘mumhe’ye müracaat edebilir. Sistem bu şekilde yürür. Bütün bunların yanında hukuki bir meselenin çözümü bağlamında, gelenek devreye girebilir. Bu gelenek, nerdeyse belli bir dokunulmazlığa sahiptir.”

Konuşmasının sonuna doğru Musevilik’te mezheplere değinen Altıntaş sözlerini özetle şöyle sürdürdü: “Şu anda Musevi dini, geleneksel Ferisi hakimiyeti veya etkisi altındadır. Ferisiler, Sadukiler ve Esseniler diye M.Ö. 4-3. yüzyılda başlayıp M.S. 1. yüzyılın bilemediniz en geç sonlarına doğru yok olan üç ayrı mezhep mevcuttu. Bugün Museviler, Ferisilerin koydukları kuralların hegemonyası altındadır. Bir de, yüzde yüz Musevi olmakla birlikte beğenilmeyen Karaylar vardır. Karay Musevileri, özellikle Ferisi hegemonyasını reddeden ve tabiî onun için de dışlanan bir zümredir. Karaylar, Sadukilerin biraz sulanmış devamı şeklinde düşünülebilir. Essenilerin devamı olarak, bir süre sonra Evyonist/Ebionistler ve Mesihilik, giderek Hristiyanlığı oluşturan bir grup vardır. Türkiye’deki Museviler ise, kendilerini Ortodoks Musevi sayarlar. Bu aynı zamanda Ferisi geleneğini takip etmekte oldukları anlamına gelir.”

Konuşmasını, mahkemede tanıklık, evlenme-boşanma, miras hukuku, Kohen’in izdivacı, iddet ve ceza hukuku konularıyla detaylandıran Altıntaş sohbetinin son bölümünde, Vadedilmiş Topraklar meselesi, Yahudi olmayanla faiz ilişkisi, Sabetayistlerin durumu, soyun kadın/anne üzerinden yürümesi hadisesi ve On Emir’deki diğer cezalar ve suçlara değindi ve bu konularda kendisine yöneltilen soruları cevaplandırarak konuşmasını tamamladı.


حول المتحدث
Yusuf Altıntaş

Türkiye Hahambaşı İzak Haleva'nın Genel Sekreteri.


معرض الصور

Yahudi Hukuku, Temel Kaynaklar