الأنشطة-التوقيف

Kur’an’ın Geç Antik Dönem Epistemik Dünyasında Konumlandırılması - Prof. Dr. Angelika Neuwirth

Kuramer’in 22 ve 23 Şubat 2014 tarihlerindeki konferanslarının konuşmacısı, Berlin-Brandenburgische Akademie der Wissenschaften bünyesinde Kur’an el yazmalarından ve ilk dönemlere ait dokümanter kaynaklardan hareketle Kur’an ve Mushaf tarihi araştırmaları yapan Corpus Coranicum adlı projenin başkanı Prof. Dr. Angelika Neuwirth’di. Neuwirth, 22 Şubat 2014’te Merkez konferans solunda Merkez yazarlarına ve 23 Şubat 2014’te İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi konferans salonunda yüksek lisans ve doktora öğrencilerine “Kur’an’ın Geç Antik Dönem Epistemik Dünyasında Konumlandırılması” konulu iki ayrı konuşma yaptı.

Konuşmasına, Kur’an’ın Batı tarafından hâlâ, polemik ve karalama ile dolu uzun bir tarih sebebiyle, yabancı ve egzotik bir metin olarak algılanmakta olduğuna işaretle başlayan Angelika Neuwirth, İslâm’ın daha derin idrakine varabilmek için Kur’an’ın temel akîde ve ilkelerini yakından bilmek gerektiği tespitinde bulundu. Bu derin idrakin, en tatmin edici şekilde ancak Kur’an’ın tarihsel bir bakış açısıyla derinlemesine yeniden incelenmesiyle gerçekleşebileceğini ifade etti.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Kur’an araştırmalarının filolojik yaklaşımlardan büyük ölçüde uzaklaşarak tarihî meselelere odaklanmaya başladığını dile getiren Angelika Neuwirth, Muhammed’in hayatına, Protestan teolojisinde takip edilen “Îsâ’nın hayatı” yaklaşımının uyarlandığını ve Kur’an araştırmalarına psikolojik tartışmaların da dâhil edildiğini söyledi. Geleneksel yaklaşımın, John Wansbrough, Patricia Crone ve Michael Cook’u karşıt bir konum oluşturmaya ittiğini ifade eden Neuwirth, bu üç İngiliz’in İslâm’ın kökenleri konusunda katı bir eleştirel bakış açısıyla hareket ettiklerini ve 1977 yılında basılan Kur’an Araştırmaları ve Hacerizm adlı eserlerde ortaya konan fikirlerin, takip eden on-yirmi yıl boyunca Kur’an mütalaası konusunda hâkim model olduğunu söyledi. Bu bilginlerin bakış açısına göre Kur’an’ın sosyal-dinî bağlamı ve kaynağı konusunda hiçbir bilginin mümkün ve güvenilir olmadığını, bu sebeple Peygamber ve onun ashabı hakkındaki her rivayetin asılsız olduğunu ifade eden Neuwirth özetle şunları söyledi:

“Bunun üzerine geleneksel sîrete dayalı Kur’an Araştırmaları’ndan kaçınılmaya başlandı; Wansbrough, Crone veCook, çok daha sonradan bir araya getirildiğine inandıkları Kur’an metninin sahihliğini reddettikleri için metin odaklı çalışmalar (textual studies) neredeyse durma noktasına geldi. Tesadüf dışı bir şekilde, bu “darbe”, ilmî yaklaşımlarda gerçekleşen daha genel bir değişimle yaklaşık olarak aynı zamanlarda meydana geldi. Yetmişlerde Doğu Araştırmaları alanında, önceden hâkim olan “filoloji” ile yeni doğan “saha çalışmaları” arasında genel bir yol ayrımı oluştu. Yeni ortaya çıkan “saha çalışmaları” (tabii ki Orta Doğu hakkında jeopolitik bakımdan değerli bilgi üreten bir alan olarak sahip olduğu artı önem sayesinde de), metin çalışmalarını bir yana iterek üstün geldi; metin tahkikleri bu noktadan sonra çağdışı, güncelliğini yitirmiş ve apolitik olarak algılanmaya başladı. Filoloji, sadece pragmatik sebeplerden değil, ideolojik sebeplerden ötürü de rağbet kaybına uğradı. Edward Said’in 1979’da basılan dönüm noktası niteliğindeki eseri Oryantalizm, doğu filolojisine karşı istihfaf ve hatta şüphe dolu bir tutum oluşmasına sebep oldu; bu polemik, başka alanlarda “post-sömürge çalışmaları” başlığı altında canla başla sürdürülmeye devam etti. Takip eden senelerde çalışmalarında filolojik bir yaklaşım sergileyen akademik kurumların çoğu kapandı ve onların yerine modern sosyal çalışmalara adanmış merkezler açıldı.


حول المتحدث
Angelika Neuwirth

Angelika Neuwirth (d. 1943) Kur’an’ın metinsel ve edebi tahliline ilişkin Kur’an araştırmaları yapmaktadır. Studien zur Komposition der mekkanischen Suren isimli çalışmasında mekki surelerin özelliklerini inceler. Der Koran als Text der Spätantike: Ein europäischer Zugang isimli eserinde ise, Kur’an’ı Geç Antik Dönem metni olarak anlamanın imkânı üzerinde durur: Kur’an’ın muhatapları Geç Antik Dönem olarak adlandırılan zaman diliminin ve Yahudi, Hıristiyan, Helenik ve Arap kültürleri ile yoğrulmuş bir havzanın insanlarıdırlar, bu bağlamda Kur’an Yeni Ahid, Mişna, Talmud gibi metinler ile beraber incelenmelidir. Angelika Neuwirth, kronolojik bir Kur’an tefsiri projesi başlatmıştır.